Ümit !!!!

Kapat
X
 
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
Yeni mesaj
  • kemal864
    Kıdemli Üye
    • Jan 2008
    • 877

    #1

    Ümit !!!!



    "Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin...

    " buyrulur İlâhî Mesaj'da.

    Ümit ile korku arası bir yol tavsiye edilmiştir müminlere.

    Hep ümitle şahlanmıştır iradeler,
    ümitle geçilmiştir aşılmaz zannedilen geçitler.

    Ümit, Hak'la irtibatın adı olmuştur çoğu zaman.

    Ümit, Hak'tan kopmamanın diğer adıdır.
    Ümit esintileri, tatlı tatlı esen sabah yeli gibi gelir dolar içimize.
    Şefkatli elleriyle okşar başımızı.
    O, her şeyi yitirdiğimiz bir ânda belirir ve yitirdiklerimize ötelerde,
    daha ötelerde kavuşacağımızı fısıldar.

    Ümit, muhayyilemizin elinden tutar ve onu yükseklere taşır.
    Bilinmez bir yerlerde olsa da, çoğu zaman yakınımızda hissederiz onu.
    O genellikle zorlu ve çileli zamanlarda belirir yanı başımızda.

    "Her zorlukla beraber bir kolaylık vardır."
    mesajını boşaltır gönlümüzün derinliklerine.
    Sonra yürekte mekân tutar,
    şartları sarıp sarmalar ve olgunlaşmalarını bekler gizlice.
    ...

    Küfrün karanlığı zifiri bir gece gibi sarmıştı âlemi.
    Kâinat, Son Nebi'yi (sallallahü aleyhi ve sellem)
    beklemekteydi ümitle, nefesini tutarak.
    Rahmetin tecellisini beklerken,
    ümitle dayanmaktaydı âlemler küfrün bunaltıcı ve
    boğucu atmosferine.
    Kâinat, nefesini tutmuş, ümit kesilmişti baştan başa.
    Canı dudağına gelmiş olan âlemler, ümit çağrıları yapıyordu kendilerince.
    İlk önce, O'nun (sallallahü aleyhi ve sellem)
    gelmek üzere olduğu müjdelenmişti irhâsât cinsinden hâdiselerle.
    Derken bir gün âlemler kendisi için yaratılan Son Nebi
    (sallallahü aleyhi ve sellem) dünyayı teşrif etti Mekke'de bir evde.
    Sonra, Hira'ya indi nur sağanak sağanak.
    Kâinat bu nurla doldu baştan başa.

    Ümit beklentileri boşa çıkarılmamış
    ve bir kez daha cevap verilmişti
    muztar dualara.

    Ümit, nur sağanağı olmuş yağmıştı rahmet bekleyen kupkuru çöllere.
    ...

    Evlâdı yıllar önce çıkmıştı gurbete.
    Bir daha da ne bir haber, ne de bir iz...
    Ümit, esen rüzgârlarla evlâdının kokusunu taşımıştı yıllar yılı.
    Gözlerinde biriken yaşlar ümit çağlayanlarına dönüşmüştü.
    Çalan her kapı, onun işaretçisiydi.
    Her ayak sesi onun yürümesiydi, gelen her haber onun mesajıydı,
    tokmağa dokunan her el onun eliydi.
    Her doğan gün, ona kavuşmaya bir adım daha yaklaştıran bir vasıtaydı.
    Ümit, evlâdıyla arasındaki tek irtibattı.
    Ümit, evlât hasretinin yürekteki adıydı artık.
    Ümit, onun yeni doğan evlâdıydı.
    ...

    Cehenneme götürülme kararı verilmişti hakkında.
    Ama o, Yaradan'ı daha çok merhametiyle biliyordu.
    O'nun rahmetinin sonsuz olduğu hakkında sarsılmaz bir kanaati vardı.
    Deniz köpüğü kadar da olsa günahları affedilecekti, buna inanıyordu.
    Biliyor, inanıyor ve yanındaki melekler kendisini zorla ateşe sürüklerken, dönüp dönüp bakıyordu Hak'tan yana.

    Dönüp dönüp bakıyor ve rahmetle irtibatını koparmıyordu.
    Neden böyle yaptığı sorulunca;
    "Ben Sen'in rahmetinin büyük olduğunu biliyorum ya Rab!" demişti.

    "Ben Sen'i rahmeti sonsuz olarak bilirim.
    " Ne kadar zulmetmiş olsak da kendimize,
    ne kadar günahlara batmış olsak da Sen'in affın daha büyük, çok büyük.
    Ben ümidimi bir ân bile kesemem Sen'den.
    O ân ümit, azaptan kurtulmanın yolu olmuştu
    "Ben kulumun zannı üzereyim." fermanıyla.
    Her şey bir ânda değişmişti.
    Kâinat, karşı konulmaz bir emirle sarsılmış,
    ateşe varan yollar gül bahçesine çevrilmişti.
    Ümit, günahların affına vesile olmuştu.
    Ümit, ebedî saadete eriştiren Burak olmuştu bir ânda.
    ...

    Bütün bir milletin ümidi,
    Çanakkale'nin hırçın dalgalarında düğümlenmişti.
    Çanakkale'nin dalgaları mı,
    yoksa düşmanın bitmek bilmez kini mi daha hırçındı belli değildi o gün.
    Küfür, tek millet olmuş,
    üşüşmüştü âlem-i İslâm'ın son karakolunun başına.
    Anadolu tek yürekti,
    Mehmetçik siper etmişti göğsünü bu hayâsızca akına.
    Şu âna kadar sadece dalgaların dövdüğü kıyıları top gülleri,
    tüfek mermileri, el bombaları dövmekteydi.
    Dalgaların yıkadığı kıyıları şimdi şehit kanları yıkamaktaydı.
    Atmosfer, dünya yaratılalı beri sadece birkaç kez şahit olmuştu bu manzaraya.

    Şimdiye kadar yağan sadece yağmurdu bu topraklara,
    şimdi ise yağan güllelerle birlikte kol, bacak, kulak, burundu.
    Topu yoktu, mermisi yoktu bu milletin;
    ama düşmanda olmayan bir şeyi vardı:
    Sarsılmaz ümidi...
    Bütün âlem-i İslâm'ın ümidi Çanakkale olmuştu.
    Diller ve gönüller zafer dilemekteydi Hak'tan,
    sağanak sağanak rahmet dilemekteydi.
    Ümit, "Çanakkale geçilmez." sözü olmuş dikilmişti küfrün karşısına.
    Ümit, bir milletin kaderi olmuş, topu tüfeği olmuştu.
    Ümit, dünya durdukça destan olmuştu Çanakkale'de.
    ...

    Ümit, soğuk gecelerin sımsıcak arkadaşı.
    Upuzun yolların yoldaşı.
    Sade ekmeğimizin en güzel katığı.
    Fakirliğimizin serveti.
    Çaresizliğimizin "Elbet çare var!" diye fısıldayan tesellicisi.

    Ümit, uzaklardan çağlayıp gelen yanık bir kaval sesi...
    Tertemiz kaynakların şırıltısı...
    Dirilmekte olan baharın kokusu...
    Gündüzün göz kamaştıran tayfları...

    Ümitle kalkar, ümitle oturur imanı kâmil müminler.
    Ümit soluklar, ümit aşılarlar etraflarına.
    Onların lügatinde ümitsizlik yazmaz asla.
    Bu kâmil vasıflara sahip asrımızın dertlisi; "Ümitvar olun,
    istikbalde en yüksek gür sada İslâm'ın olacaktır." der meselâ.
    Gider, istikbaldeki medresesinin yerini tespit eder Rus memleketi Tiflis'te.

    Hapishanenin kalın duvarlarını aşar ümit helezonları,
    sonra Anadolu'yu dolaşır baştan başa nur mektupları hâlinde.

    Kimine trenlerde Kur'ân dersi verdirir ümit,
    kimine de ciltler dolusu tefsir yazdırır.
    Kimisi, mayın dolu tarlalardan geçer kelle koltukta,
    marifete kavuşmak ümidiyle.
    Kimisi de diyar diyar dolaşır, hakkın bir gün pâyidâr olacağı ümidiyle.

    Ümit, yitirilmiş cennetlere varmada yol azığı...
    Sakarya'nın kıvrım kıvrım akmasındaki sır...
    Yokuşlarda susamamanın çaresi...
    Azmin cidarlarına vurulan gemleri parçalayan kuvvet...
    Paryalıktan padişahlığa giden yolda mihenktaşı...

    "Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin..."

    buyrulur İlâhî Mesaj'da.

    Ümit ile korku arası bir yol tavsiye edilmiştir müminlere.

    Hep ümitle şahlanmıştır iradeler,

    ümitle geçilmiştir aşılmaz zannedilen geçitler.

    Ümit, Hak'la irtibatın adı olmuştur çoğu zaman.

    Ümit, Hak'tan kopmamanın diğer adıdır.


    --------------------------------------------ALINTI-----------------------------------

Hazırlanıyor...