Pervane ve Mum - Mustafa Demirci

Kapat
X
 
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
Yeni mesaj
  • Yağmur
    • Sep 2026

    #1

    Pervane ve Mum - Mustafa Demirci


    “Aşk odu evvel düşer ma’şûka andan âşıka
    Şem’i gör ki yanmadan yandırmadı pervâneyi”
    Fuzûlî




    Biri pervaneye şu sözleri söyledi:
    “Ey ufacık böcek, minicik kanatlı hayvan! Sen kendine lâyık bir dost tut Öyle bir yola git, öyle bir yol tut ki, biraz olsun başarı umabilesin
    Sen kim, mum kim?



    Sen neredesin, mum sevmek nerede? Semender değilsin Ateşin etrafında dolaşma İnsan önce kendini bilmeli, yiğitliğini denemeli, ondan sonra savaşa atılmalı


    Yarasaya baksana! Güneşten saklanıp gizlendiği için gündüzleri ortalardagörünmüyor, geceleri meydana çıkıyor Demir pençeli kimse ile savaşmak, câhillik, kendini bilmezliktirDüşman olduğunu bildiğin birisini dost edinmek akıllıca bir hareket değildir


    Ey pervane! Kimse sana mumun uğrunda nâhak yere ve boşu boşuna öldüğün için iyi ediyorsun demez
    Bir dilenci padişahın kızını isterse, bu saçma bir fikir beslemek, mânasız bir harekette bulunmak demektir Ensesine tokadı yer
    Bir mecliste mum yandığı vakit, padişahlar bile yüzlerini ona çevirirler Hâl böyle iken mum hiç sana, senin gibi âşıka yüz verir mi?
    Karşısında o kadar padişahlar varken, büyükler dururken senin gibi bir müflise iltifat eder mi hiç ? Ben zannetmem


    Mum herkese nezaket, yumuşaklık, fakat sana kızgınlık gösterir Çünkü sen zavallısın, biçâresin



    Yüreği yanık pervane ona şu cevabı verdi:


    Ey tuhaf adam! Sen bu sözlerinle tuhaf oluyorsun ama iş tuhaf değil Mum beni yakarmış, yanarmışım Bunun ne önemi var Yansam ne olur, kavrulsam ne çıkar Gönlümde İbrahim’in ateşi var Nemrud’un ateşi İbrahim’e nasıl bir gülizâr oldu ise, mumun ateşi de benim için bir gülistandır
    Gönül, canânın eteğine çekmez, canânın aşkı canın yakasına yapışır
    Ben kendi isteğimle kendimi ateşe atmıyorum ki! Boynumdaki aşk zinciri beni ateşe sürüklüyor Mumun ateşine kavuştuğum zaman yanmıyorum ki, o beni uzakta iken yakmıştı


    Yâr, güzellik ve sevilmek icabı istediğini yapar
    Ona: Yapma, etme, günahtır denilmez ki!


    Ben, yârimi sevdiğim için onun ayakları altında can vermeye hazırım Emelim budur, zevkim de bundan ibarettir Can benim değil mi? Kim buna engel olabilir?
    Dost var iken bana varlık yakışmaz İşte bunun için can veriyorum İstiyorum ki, yalnız o var olsun


    Yârim güzeldir, beğenilmiştir İstiyorum ki, ben yanarken çıkardığım alev ona sirayet ederek onun ışığına katılsın, onun ziyasını arttırsın


    Ey bana öğüt veren! Diyorsun ki: Git, kendine göre birisini bul, onu dost edin!
    Bu öğüdün bana hiçbir faydası yok Bana kâr etmez, te’sir etmez Bilir misin ki, aşığa nasihat etmek akrebin soktuğu kimseye sızlanma, inleme demeye benzer Sindbad kitabında çok güzel bir nükte vardır O da şudur: “Aşk ateştir, öğüt yeldirYel, ateşi alevlendirir” Bir kaplanı ne kadar dövsen, o nisbette hırçınlaşır, öfkesi şiddetlenir


    Ey nasihatçı! Sen bana fenalık yapıyorsun İstiyorsun ki, yüzümü ateşli yerden ateşsiz, soğuk yere çevireyim


    Şimdi sıra benim Ben sana nasihat vereyim de dinle


    Daima kendinden iyisini ara Kendin gibilerle vakit geçirmek, vaktini zâyi etmektir Kendi emsalinin peşinden ancak kendini beğenmişler gider Tehlikeli yerlere ise ancak sarhoşlar gider
    Nitekim ben aşka düştüğüm zaman onun bütün belâlarını da düşündüm Kelleyi koltuğa aldım da bu yola girdim


    Sadık bir aşık isen elini canımdan çek Canını vermeye kıymayanlar kendini beğenen korkaklardır ve sevgiliye değil de kendi şahıslarına âşıktırlar
    Bir gün gelecek, nasıl olsa ecel pusu kuracak beni alıp götürecek Onun için nazlı sevgilim beni öldürsün daha iyi Onun uğrunda, onun elinde güle oynaya can veririm Madem ki, ölüm haktır ve alına yazılmıştır, cânan uğrunda, onun elinde ve yanında ölmek daha iyi değil mi?
    Bir gün ister istemez öleceksin Yârin ayağı dibinde can vermek daha iyi değil mi?


    Pervâne sâdık bir âşıktır Tek bir ışık etrafında döner durur ve kendini yok eder Onun yok oluşu, Vahdet yolundaki dervişin hâline benzer Işık ilâhî aşk, pervâne ise bu aşk ile yanıp tutuşan ve hatta yokluğa erişen derviş demektir
    Pervane acziyet ve perişanlığına bakmadan aşkı ile etrafında yanıp durduğu mumun huzurunda, ma’şûkuna seslenir:


    -Ey sevgilim! Hadi ben âşığım, yansam da yeridir Peki ya sen neden yanıyorsun, niçin ağlıyorsun


    Mum inleyerek cevap verir:


    -Benim tatlı balım vardı Beni ondan ayırdılar Şirin’im haksızlıkla elimden alındı İşte Ferhad gibi tepemden ateş çıkıyor Gece, meclisi aydınlatan ışığıma bakma İçimi yakan ateşe bak
    Mum, hem bu sözleri söylüyor, hem de sararmış yanağından sel gibi gözyaşı dökülüyordu


    Mum, sözüne devamla pervaneye dedi ki:


    Ey pervane! Ey aşk iddiacısı! Aşk, senin işin değil Seninki bir kuru iddiadan ibaret Sende ne sabır var, ne de metanet ve tahammül
    Sen azıcık bir ışık ve ateş gördün mü, hemen yanıyorsun Ben ise tamamıyla yanıncaya kadar dikilip duruyor, dayanıyorum


    Aşk ateşi senin yalnız kanadını, benim ise bütün vücudumu, baştan aşağı yakar


    Derviş de mum gibidir Dışı parlaktır ama içi yanmıştır
    Artık gece bitiyor, sabah oluyordu Peri yüzlü bir hizmetçi gelip mumu söndürdü
    Zavallı mum, dumanı tepesinden çıkarken:
    “Aşkın sonu budur işte” dedi ve can verdi



    Mustafa Demirci
Hazırlanıyor...