Cennet Yolu
Mana âleminde Muhammed rabbine şöyle yalvarıyordu;
—Ey yüce rabbim, eğer razı olursan sana şunu teklif ediyorum! Tüm insanlığı affedip cennetine koyman karşılığında onların yerine sonsuzadek cehenneme girmeye razıyım!
Sanki rabbinin cevabı Muhammed’e şöyle olmuştu!
—Sende biliyorsun ki herkes layık olduğu şeye kavuşacak! Cenneti kazanmanın tek yolu; Benden başka ilah olmadığına inanıp peygamberlerimin mesajını tartışmasız kabul etmek! İnsanlar her nekadar günahkâr olursa olsun rahmetimden ümidini kesmeden ve emirlerimi alaya alıp inkâr etmeden dünya hayatını tamamlayıp imanlarını korumalarıdır! Şüphesiz ben her türlü günahı affederim! Yalnız emirlerimi inkâr yoluna saparak çağ dışı kabul ederek bana şirk koşanlar tövbe edip imanlarını tazelemedikçe, İslami bir düşünce sistemini kafalarında tesis etmedikçe sonsuzadek sürecek olan cehennem azabından kurtulamazlar!
—Ama ben insanlarımın, hele birde müslüman oldukları halde sonsuzadek cehenneme gitmesini istemiyorum!
—Bunun karşılığında sonsuz cehennem azabına razımısın?
—Evet razıyım! Bunu cehenneme katlanabilecek güce sahip olduğum için değil de sana güvenip sığındığım için razı oluyorum.
—O zaman at kendini dünya cehennemine! Benim emirlerimi ve Kuran hakikatlerini kimseden korkmadan, utanmadan savun! Gerçekleri yüreklice söyle! Bu sebeple insanlar sana küfürler edip her türlü iftirayı atacaklar! Yusuf gibi zindanlara düşeceksin! Seni dövüp işkence yapacaklar! Çocuklarını öldürüp aile ocağını söndürecekler! Seni çarmıha germeyi, ciğerini dişleri ile ısırmayı isteyecekler! Binbir türlü hile ve yalan ile yollarını kapatacaklar! İşte o zaman dünya senin için cehennemden farksız olacak! Yalnız ihlâs ile yaptığın bu davranış nedeni ile sana yardımım ulaşıp insanların akın akın cennet yolunu tuttuğunu ve emin adımlarla sonsuz saadete doğru yürüdüklerini göreceksin! Onlar öyle bir aşk ile bana tutulacaklar ki bu aşklarının ışığı ile kendilerini her türlü küfre götüren inanış ve davranışlardan koruyacaklar!
Muhammed’in gözleri yaşarmış tüyleri diken diken olmuştu! Sanki kalp gözleri ile cehennemin üzerine kurulu olan sırat köprüsünden cennete uzanan yolda insanlarının emin adımlarla cennete doğru yürüdüklerini görebiliyordu! Ağladı, ağladı, ağladı! Rabbinin lutfu sonsuzdu tabiî ki ama geriye insanlara bunu anlatabilmek kalıyordu! Muhammed mana âleminde tüm insanlığın kalplerine hitap etmeye başladı;
—Ey insanlar! Hangi hal üzeri olursanız olun sonsuzluğa uzanan hayat yolunda yüce Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin! Allah’ın emirlerini yasaklamaya çalışıp yasakladığı şeyleri teşvik etme gayretinden vaz geçin! Kuran ahlakına karşılık aydınlık bellediğiniz ahlaksızlığı hayatınızdan uzaklaştırın! Allah’ın emri olan Tesettür’e düşmanlık etmekten vaz geçin! Sonsuzluğa uzanan hayat yolumuzu çok derinden ilgilendirmesi nedeni ile İslam eğitimini çocuklarımıza küçük yaşlardan itibaren öğretmeye başlayalım. Bu anlamda nekadar en ince ayrıntısına kadar İslam dinini öğrenirsek sonsuzluğa uzanan hayat yolunda emin adımlarla yürüyebiliriz! Ameli olarak pek çok eksiğimiz olabilir. Üzgün olup rabbimizden af dilediğimizde o yapmamız gereken pek çok şeyi yapamadığımız için bizleri affeder! Ama itikadi olarak onun bir tek ayetini inkâr etmek ve o ayetin kapsadığı yaşam tarzına düşmanlık etmek! İslami bir yaşam biçiminin yaygınlaşmasının önüne geçip ahlaksızca bir hayat anlayışının yaygınlaşmasına gayret göstermek sonsuz bir felaketten başka bir şey değildir!
Tüm kalpler dikkat kesilmiş Muhammed’i dinliyordu! Ve Muhammed’in ihlâsı vede insanlarına olan düşkünlüğünün nedeni ile rabbinin ona lutfu ulaşmış kalplere yapılan bu hitap kulaklara yapılan hitapdan daha etkili ve kalıcı tesir bırakmıştı! Tüm insanlığın kalplerine gelen bu hitap nedeni ile gözleri yaşarmış tüyleri diken diken olmuştu! Artık insanların gönüllerinde yeni bir hedef vardı! Hayatlarının geriye kalan kısmında rablerinin rızasını kazanmak için çok ama çok gayret göstermek vardı! Her nekadar bu hedefe bazıları ulaşamasa da, ameller niyete göredir hesabından yine sonuçta rableri onlardan razı olacaktı! Hedef sadece rabbin rızasına göre yaşamaya çalışmak olmalıydı! Elbette kul hatasız olmazdı. Hepimizin günahları, isyanları, kavgaları olacaktı! Ama bunların hata olduğu bilinci ile rabbinin huzurunda boyun büken her insan af edilmiş olarak sonsuz bir sevinci yüreğinde hissederek sonsuzluğa uzanan hayat yolunda cennete doğru coşku ile çocuklar gibi sevinerek manevi liderlerinin peşinde bülbüller gibi şakıyarak! Ezgiler, ilahiler, marşlar eşliğinde emin adımlarla yürüyeceklerdi!
özetle şunu demek isterim ki;rabbimin ayeti siz günahsız bir kavim olsaydınız sizi yok eder günah işleyen bir kavim yaratırdım ...işte bu sebeple asla ümitsiz kalmayalım...
(RABBİMİZ BİZİ HER DAİM SEVER KOLLAR GÖZETİR))
alıntı............
Mana âleminde Muhammed rabbine şöyle yalvarıyordu;
—Ey yüce rabbim, eğer razı olursan sana şunu teklif ediyorum! Tüm insanlığı affedip cennetine koyman karşılığında onların yerine sonsuzadek cehenneme girmeye razıyım!
Sanki rabbinin cevabı Muhammed’e şöyle olmuştu!
—Sende biliyorsun ki herkes layık olduğu şeye kavuşacak! Cenneti kazanmanın tek yolu; Benden başka ilah olmadığına inanıp peygamberlerimin mesajını tartışmasız kabul etmek! İnsanlar her nekadar günahkâr olursa olsun rahmetimden ümidini kesmeden ve emirlerimi alaya alıp inkâr etmeden dünya hayatını tamamlayıp imanlarını korumalarıdır! Şüphesiz ben her türlü günahı affederim! Yalnız emirlerimi inkâr yoluna saparak çağ dışı kabul ederek bana şirk koşanlar tövbe edip imanlarını tazelemedikçe, İslami bir düşünce sistemini kafalarında tesis etmedikçe sonsuzadek sürecek olan cehennem azabından kurtulamazlar!
—Ama ben insanlarımın, hele birde müslüman oldukları halde sonsuzadek cehenneme gitmesini istemiyorum!
—Bunun karşılığında sonsuz cehennem azabına razımısın?
—Evet razıyım! Bunu cehenneme katlanabilecek güce sahip olduğum için değil de sana güvenip sığındığım için razı oluyorum.
—O zaman at kendini dünya cehennemine! Benim emirlerimi ve Kuran hakikatlerini kimseden korkmadan, utanmadan savun! Gerçekleri yüreklice söyle! Bu sebeple insanlar sana küfürler edip her türlü iftirayı atacaklar! Yusuf gibi zindanlara düşeceksin! Seni dövüp işkence yapacaklar! Çocuklarını öldürüp aile ocağını söndürecekler! Seni çarmıha germeyi, ciğerini dişleri ile ısırmayı isteyecekler! Binbir türlü hile ve yalan ile yollarını kapatacaklar! İşte o zaman dünya senin için cehennemden farksız olacak! Yalnız ihlâs ile yaptığın bu davranış nedeni ile sana yardımım ulaşıp insanların akın akın cennet yolunu tuttuğunu ve emin adımlarla sonsuz saadete doğru yürüdüklerini göreceksin! Onlar öyle bir aşk ile bana tutulacaklar ki bu aşklarının ışığı ile kendilerini her türlü küfre götüren inanış ve davranışlardan koruyacaklar!
Muhammed’in gözleri yaşarmış tüyleri diken diken olmuştu! Sanki kalp gözleri ile cehennemin üzerine kurulu olan sırat köprüsünden cennete uzanan yolda insanlarının emin adımlarla cennete doğru yürüdüklerini görebiliyordu! Ağladı, ağladı, ağladı! Rabbinin lutfu sonsuzdu tabiî ki ama geriye insanlara bunu anlatabilmek kalıyordu! Muhammed mana âleminde tüm insanlığın kalplerine hitap etmeye başladı;
—Ey insanlar! Hangi hal üzeri olursanız olun sonsuzluğa uzanan hayat yolunda yüce Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin! Allah’ın emirlerini yasaklamaya çalışıp yasakladığı şeyleri teşvik etme gayretinden vaz geçin! Kuran ahlakına karşılık aydınlık bellediğiniz ahlaksızlığı hayatınızdan uzaklaştırın! Allah’ın emri olan Tesettür’e düşmanlık etmekten vaz geçin! Sonsuzluğa uzanan hayat yolumuzu çok derinden ilgilendirmesi nedeni ile İslam eğitimini çocuklarımıza küçük yaşlardan itibaren öğretmeye başlayalım. Bu anlamda nekadar en ince ayrıntısına kadar İslam dinini öğrenirsek sonsuzluğa uzanan hayat yolunda emin adımlarla yürüyebiliriz! Ameli olarak pek çok eksiğimiz olabilir. Üzgün olup rabbimizden af dilediğimizde o yapmamız gereken pek çok şeyi yapamadığımız için bizleri affeder! Ama itikadi olarak onun bir tek ayetini inkâr etmek ve o ayetin kapsadığı yaşam tarzına düşmanlık etmek! İslami bir yaşam biçiminin yaygınlaşmasının önüne geçip ahlaksızca bir hayat anlayışının yaygınlaşmasına gayret göstermek sonsuz bir felaketten başka bir şey değildir!
Tüm kalpler dikkat kesilmiş Muhammed’i dinliyordu! Ve Muhammed’in ihlâsı vede insanlarına olan düşkünlüğünün nedeni ile rabbinin ona lutfu ulaşmış kalplere yapılan bu hitap kulaklara yapılan hitapdan daha etkili ve kalıcı tesir bırakmıştı! Tüm insanlığın kalplerine gelen bu hitap nedeni ile gözleri yaşarmış tüyleri diken diken olmuştu! Artık insanların gönüllerinde yeni bir hedef vardı! Hayatlarının geriye kalan kısmında rablerinin rızasını kazanmak için çok ama çok gayret göstermek vardı! Her nekadar bu hedefe bazıları ulaşamasa da, ameller niyete göredir hesabından yine sonuçta rableri onlardan razı olacaktı! Hedef sadece rabbin rızasına göre yaşamaya çalışmak olmalıydı! Elbette kul hatasız olmazdı. Hepimizin günahları, isyanları, kavgaları olacaktı! Ama bunların hata olduğu bilinci ile rabbinin huzurunda boyun büken her insan af edilmiş olarak sonsuz bir sevinci yüreğinde hissederek sonsuzluğa uzanan hayat yolunda cennete doğru coşku ile çocuklar gibi sevinerek manevi liderlerinin peşinde bülbüller gibi şakıyarak! Ezgiler, ilahiler, marşlar eşliğinde emin adımlarla yürüyeceklerdi!
özetle şunu demek isterim ki;rabbimin ayeti siz günahsız bir kavim olsaydınız sizi yok eder günah işleyen bir kavim yaratırdım ...işte bu sebeple asla ümitsiz kalmayalım...
(RABBİMİZ BİZİ HER DAİM SEVER KOLLAR GÖZETİR))
alıntı............