EŞİM Anneler Günü'nde daha sabahtan heyecanlı... Hazırlandı, gözü kapıda... İki çocuğu gelip 'Anneler Günü'nü kutluyor. Sarmaş dolaş, kucaklaşıyorlar, koklaşıyorlar. Sevgi üstüne, mutluluk üstüne konuşuyorlar. Hele de hediye faslının özel duyguları... Eşim, gözlerinde sevinç yaşı, bilmem kaç bininci defa çocuklarına mutluluklar, başarılar, uzun ömürler diliyor...
Ben de mutlulukla onları seyrediyorum. Tabii annelerinden sonra sıra bana geliyor, çocuklar benim de elimi öpüyor, sarılıp kucaklaşıyoruz.
Koca adam oldular, hâlâ çocuklar!
Anneler ebediyen anne!
Canımız yandığında, bunaldığımızda, bir imdat, bir teselli umduğumuzda ağzımızdan çıkan ilk sözler daima, "anne, anam..." oluyor.
Çocuklarımız....
Ama biz de eski zamanlarda çocuktuk! Bizim de annemiz, babamız vardı. Bizim evde Anneler Günü'nün mutluluğu yaşanırken, elbette ben de kendi anamı andım, nasıl da özlemişim! Ruhuna fatiha gönderdim, anam gözümün önünden bir film şeridi gibi geçti... Telefondaki sesini duyar gibi oldum, "Seni rüyamda gördüm, nasılsın yavrum!"
Kendimi hâlâ çocukluğumda olduğum gibi hissediyorum, hayatın hiçbir yaşında anne özlemi bitmiyor.
Onun sevgisi, şefkati, fedakârlığı, sıkıntılara düştüğümüzde annemizin çırpınışları, sabahlara kadar süren duaları, yakarışları...
Sevgilerin en köklü ve karşılıksız olanı!
Hayatın hangi iyiliği, hangi güzelliği, hangi yüce değeri vardır ki, onu ilk annemizden hissetmiş, annemizden almış, annemizden öğrenmiş olmayalım!
Güzel günler...
Böyle günleri çok seviyorum, çok değerli buluyorum: Doğum günleri... Evlenme günleri... Anneler, sevgililer, babalar günleri...
Güzel günler, çok güzel günler...
Yok kapitalizmin tüketim tuzağıymış... Yok 'geleneğimiz'de var mıymış! Yok her gün unutup da yılda bir gün mü hatırlayacak mışız?..
Hayatın her zamanında var olması gereken güzel duyguları yılın belli günlerinde daha bir yoğunlukla yaşamak, sözlerini söylemek, hediyelerle ifade etmek... İnsan olmamızın ve insanlık vasıflarımızı geliştirmenin güzel çok güzel 'ritüel'leridir bunlar!
'Yabancı âdeti' falan da değildir; insanoğlunun ruhu ihtiyaç hissettiği için ortaya çıkmış, ruhlarca benimsendiği için evrensel kabul görmüştür.
İster gittikçe evrenselleşen böyle günler olsun ister kendi hayatımızda müstesna bir anlamı olan hususi günler olsun... Kutlayalım!
Hele de anneler, annelerimiz...
Canımız, ruhumuz, her şeyimiz, anneler, annelerimiz. Büyük Veysel ne demiş: "Anaların hakkı kolay ödenmez!"
Âşık Veysel'in diliyle
Dokuz ay koynunda gezdirdi beni
Ne cefalar çekti ne etti anam
Acı tatlı zahmetime katlandı
Uçurdu yuvadan yürüttü anam
Anaların hakkı kolay ödenmez
Analara ne yakışmaz ne denmez
Kan uykudan gece kalkar gücenmez
Emzirdi salladı uyuttu anam
Tükenmez borcum var anama benim
Onun varlığından oldu bedenim
Kimi köylü kızı kimisi hanım
Tâ ezel tarihte kayıtlı anam
taha akyol alıntı.TÜM ANNELERİN ANNELER GÜNÜ KUTLU OLSUN...
Ben de mutlulukla onları seyrediyorum. Tabii annelerinden sonra sıra bana geliyor, çocuklar benim de elimi öpüyor, sarılıp kucaklaşıyoruz.
Koca adam oldular, hâlâ çocuklar!
Anneler ebediyen anne!
Canımız yandığında, bunaldığımızda, bir imdat, bir teselli umduğumuzda ağzımızdan çıkan ilk sözler daima, "anne, anam..." oluyor.
Çocuklarımız....
Ama biz de eski zamanlarda çocuktuk! Bizim de annemiz, babamız vardı. Bizim evde Anneler Günü'nün mutluluğu yaşanırken, elbette ben de kendi anamı andım, nasıl da özlemişim! Ruhuna fatiha gönderdim, anam gözümün önünden bir film şeridi gibi geçti... Telefondaki sesini duyar gibi oldum, "Seni rüyamda gördüm, nasılsın yavrum!"
Kendimi hâlâ çocukluğumda olduğum gibi hissediyorum, hayatın hiçbir yaşında anne özlemi bitmiyor.
Onun sevgisi, şefkati, fedakârlığı, sıkıntılara düştüğümüzde annemizin çırpınışları, sabahlara kadar süren duaları, yakarışları...
Sevgilerin en köklü ve karşılıksız olanı!
Hayatın hangi iyiliği, hangi güzelliği, hangi yüce değeri vardır ki, onu ilk annemizden hissetmiş, annemizden almış, annemizden öğrenmiş olmayalım!
Güzel günler...
Böyle günleri çok seviyorum, çok değerli buluyorum: Doğum günleri... Evlenme günleri... Anneler, sevgililer, babalar günleri...
Güzel günler, çok güzel günler...
Yok kapitalizmin tüketim tuzağıymış... Yok 'geleneğimiz'de var mıymış! Yok her gün unutup da yılda bir gün mü hatırlayacak mışız?..
Hayatın her zamanında var olması gereken güzel duyguları yılın belli günlerinde daha bir yoğunlukla yaşamak, sözlerini söylemek, hediyelerle ifade etmek... İnsan olmamızın ve insanlık vasıflarımızı geliştirmenin güzel çok güzel 'ritüel'leridir bunlar!
'Yabancı âdeti' falan da değildir; insanoğlunun ruhu ihtiyaç hissettiği için ortaya çıkmış, ruhlarca benimsendiği için evrensel kabul görmüştür.
İster gittikçe evrenselleşen böyle günler olsun ister kendi hayatımızda müstesna bir anlamı olan hususi günler olsun... Kutlayalım!
Hele de anneler, annelerimiz...
Canımız, ruhumuz, her şeyimiz, anneler, annelerimiz. Büyük Veysel ne demiş: "Anaların hakkı kolay ödenmez!"
Âşık Veysel'in diliyle
Dokuz ay koynunda gezdirdi beni
Ne cefalar çekti ne etti anam
Acı tatlı zahmetime katlandı
Uçurdu yuvadan yürüttü anam
Anaların hakkı kolay ödenmez
Analara ne yakışmaz ne denmez
Kan uykudan gece kalkar gücenmez
Emzirdi salladı uyuttu anam
Tükenmez borcum var anama benim
Onun varlığından oldu bedenim
Kimi köylü kızı kimisi hanım
Tâ ezel tarihte kayıtlı anam
taha akyol alıntı.TÜM ANNELERİN ANNELER GÜNÜ KUTLU OLSUN...